Hızırbey

Hızırbey Haber Portalı

01:28, 29 Temmuz 2014 Salı
PEYGAMBER EFENDİMİZİN (SAV) SÜNNETLERİ
PEYGAMBER EFENDİMİZİN (SAV) SÜNNETLERİ

PEYGAMBER EFENDİMİZİN (SAV) SÜNNETLERİ

Resul-i Ekrem Efendimiz (sav) Hadis-i şerif’inde şöyle buyuruyor: "Bir kimse, İslâm'da bir Sünnet-i Hasene yaparsa, bunun sevabına ve bunu yapanların sevablarına kavuşur." (Hâdis-i şerif-Sahih-i Müslim)


PEYGAMBER EFENDİMİZİN (SAV) SÜNNETLERİ

SÜNNET: Yol, kânun, âdet.
Peygamber Efendimizin (sav) mübarek sözleri, işleri ve görüp de mâni olmadığı şeyler.
Peygamber Efendimiz (sav) Hadis-i şerif’lerinde şöyle buyuruyor: "Unutulmuş bir sünnetimi meydana çıkarana yüz şehîd sevabı vardır." (Hâdis-i şerif-Hadîka)
"On şey sünnettir: Bıyığı kısaltmak, sakalı uzatmak, misvak kullanmak, mazmaza (ağıza su alma), İştinşak (buruna su çekme) , tırnak kesmek, ayak parmaklarını yıkamak, koltuk altını temizlemek, kasıkları temizlemek, su ile İstincâ (önden ve arkadan necaset, pislik çıkan yerleri temizlemek.)" (Hâdis-i şerif-Tebyîn-ül-Hakâyık)
İbn-i Abidin (k.s) Hazretleri bu konuyu şöyle açıklamışlar: Din bilgilerinde senet, kaynak olan dört temel delilden biri. Hâdis-i şerif’ler.

Edille-i şer'iyye, din bilgilerinin elde edildiği kaynaklar dörttür: Kitab (Kur'ân-ı kerim), Sünnet, icmâ-ı ümmet (Bir asırda bulunan, Kur'ân-ı kerim ve.  Hâdis-i şerif’lerden mana çıkarabilen müctehid denilen derin âlimlerin, dini bir işin hükmünde birleşmeleri, aynı sözü söylemeleri veya aynı işi yapmaları.)  Ve kıyas-ı fukahâ (Hükmü, manası nasstan yani Kur'ân-ı kerim ve Hâdis-i şerif’ten açıkça anlaşılamayan bir şeyin hükmünü, hükmü bilinen ve bu şeye benzeyen başka bir şeyin hükmünden anlamakdır.)      
İmam-ı Şa'rânî (k.s) Hazretleri bu konuyu şöyle açıklamışlar: Sünnet, Kur'ân-ı kerimi tefsir etmekte, açıklamaktadır. Mezheb imamları (Hanefî, Şafiî, Malikî, Hanbelî), sünneti açıklamışlardır. Din âlimleri de, Mezheb imamlarının sözlerini açıklamışlardır. Kıyamete kadar da böyle olacaktır.   Sünnet olmasaydı; Sular ve taharet (temizlik) bahislerini, Namazların kaç rekât olduklarını, Rükû ve Secdede okunacak tesbihleri, Bayram ve Cenaze namazlarının nasıl kılınacağını, Orucun, Haccın farzlarını ve Nikâh, hukuk bilgilerini, hiçbir âlim, Kur'ân-ı kerimde bulamaz ve öğrenemezdi.
Şeriat. Yani. İslâm dini.
Resul-i Ekrem (sav) Efendimiz Hadis-i şerif’lerinde şöyle buyuruyor: "Sünnetimi terk edene, şefaatim haram oldu." (Hâdis-i şerif-Şerh-i Hâdis-i Erbain)
"İslâm dini garib olarak başladı. Son zamanlarda da garib olacaktır.  Bu garib insanlara müjdeler olsun! Bunlar insanların bozduğu sünnetimi düzeltirler." (Hâdis-i şerif-Mektûbât)

Sünnet-i Gayri Müekkede: (Kuvvetli olmayan sünnet) Peygamber Efendimizin (sav), ibadet maksadı ile arasıra yapıp, arasıra terk ettikleri işler ve ibadetler. Buna, Müstehab da denir.
İbn-i Abidin (k.s) Hazretleri bu konuyu şöyle açıklamışlar: İkindi ve yatsı namazlarının ilk dört rekâtlık sünnetleri, sünnet-i gayr-i Müekkededir.

Sünnet-i Hasene: İlk asırda (Resûlullah Efendimiz (sav) ve O'nun arkadaşları olan Ashab-ı kiram zamanında) asılları itibarîyle bulunan, sonraları daha da geliştirilen, minare, mektep yapmak ve kitab yazmak gibi, İslâm'ın izin verdiği, hatta emrettiği güzel ve faydalı işler.
Resul-i Ekrem Efendimiz (sav) Hadis-i şerif’inde şöyle buyuruyor: "Bir kimse, İslâm'da bir Sünnet-i Hasene yaparsa, bunun sevabına ve bunu yapanların sevablarına kavuşur." (Hâdis-i şerif-Sahih-i Müslim)
Abdülganî Nablüsî (k.s) Hazretleri bu konuda şöyle buyurmuşlar: Minare, Müstehab olan sünnet-i Hasene’dir. Çünkü müezzinin, ezanı yükseğe çıkıp okuması sünnettir. Minare, bu sünnete yardım etmektedir.
Seyyid Abdülhakîm Arvâsî (k.s) Hazretleri bu konuyu şöyle açıklamışlar: İslâm âlimlerinin çoğu, amelde bidatleri (dinde ortaya çıkan, yapılan yenilikleri) iki kısma ayırdılar. Sünnete muhalif olmayan yeniliklere, yani birinci asırda Ashab-ı kiram zamanında aslı bulunanlara, bidat-ı Hasene (güzel, beğenilen bidat) dediler. Aslı bulunmayanlara (dinden olmayan ve ibadet olarak yapılan şeylere), bidat-i Seyyie (kötü, çirkin bidat) dediler. İmam-ı Rabbanî Hazretleri (k.s) ise, aslı bulunanlara bidat ismini bulaştırmadı. Bunlara, Sünnet-i Hasene dedi. Mevlid okumak, minare, türbe yapmak böyledir. Bidat ismini, yalnız aslı bulunmayanlara verdi.

Sünnet-i Hüdâ: Sünnet-i Müekkede.

Sünnet-i Kifâye: Başkalarının meselâ beş-on kişiden birinin işlemesiyle, diğerlerinden sakıt olan (düşen) sünnet.
Kutbüddîn İznikî (k.s) Hazretleri bu konuda şöyle buyurmuşlar: Selâm vermek, İtikâfa girmek (ibadet niyetiyle mescidde bir miktar durmak) ve dinin izin verdiği işlerin evvelinde Besmele-i şerife yi söylemek, teravih namazını camide cemaatle kılmak Sünnet-i Kifâye’dir.
Sünnet-i Müekkede: Peygamber Efendimizin (sav) devamlı yaptıkları, pek az terk ettikleri işler ve ibadetler. Buna, Sünnet-i Hüdâ da denir.
Abdülganî Nablüsî (k.s) Hazretleri bu konuda şöyle buyurmuşlar: Sabah, öğle ve akşam namazının sünnetleri, yatsı namazının son iki rekât sünneti, sünnet-i Müekkededir. Ayrıca ezan okumak, kamet getirmek, cemaate devam etmek, abdest alırken misvak kullanmak, Müekked sünnetlerdendir.
İbn-i Abidin (k.s) Hazretleri bu konuda şöyle buyurmuşlar: Namazda Müekked sünneti terk, Tahrîmen (harama yakın) mekruh olur.

Sünnet-i Seniyye: Övülen, medh edilen sünnet; İslâm dini. Resûlullah'ın yolu.
İmam-ı Rabbanî (k.s) Hazretleri bu konuda şöyle buyurmuşlar: Seâdete (kurtuluşa) ermek için; Sünnet-i Seniyyeye yapışmak ve bidatlerden (dinde sonradan çıkan yeniliklerden, reformlardan) kaçınmak lâzımdır.
Mest üzerine mesh etmenin caiz olduğu, Sünnet-i Seniyye ile sabittir.  
Ahmed Fârûkî (k.s) Hazretleri bu konuyu şöyle açıklamışlar: Kalbin, Allah’u Teâlâ’dan başka şeyleri sevmesi, onu karartır, paslandırır. Bu pası temizlemek lâzımdır. Temizleyicilerin en iyisi, Resûlullah Efendimizin (sav) Sünnet-i Seniyye sine tâbi olmaktır, uymaktır. Sünnet-i Seniyyeye uymak, nefsin, kalbi karartan isteklerini yok eder.

Sünnet-i Seyyie: İslâmiyet'in yasak ettiği, sonradan ortaya çıkan, kötü, beğenilmeyen şeyler.                           Peygamber Efendimiz (sav) ve dört halifesinin zamanında bulunmayıp da, onlardan sonra, dinde meydana çıkarılan ibadet olarak yapılan şeyler.
Rasûlullah Efendimizin (sav) Hadis-i şerif’inde şöyle buyuruyor: "Bir kimse, İslâm'da bir Sünnet-i Seyyie çığrı açarsa, bunun günahı ve bunu yapanların günahları kendisine verilir." (Hâdis-i şerif-Sahih-i Müslim)
Ali Mahfuz (k.s) Hazretleri bu konuyu şöyle açıklamışlar: Bidatler, yani dinde reformlar, sonradan ortaya çıkarılan yenilikler, Sünnet-i Seyyiedir. Namazdan sonra hemen Ayet-el-kürsî'yi okumak yerine Salâten Tüncînâ'yı ve başka duaları okumak Sünnet-i seyyie’dir. İslâm dinî, din bilgilerinde ve ibadetlerinde değişiklik yapılmasını şiddetle yasak etmiştir.

Sünnet-i Zevâid: Peygamber Efendimizin (sav), ibadet olarak değil de, âdet olarak devamlı yaptığı işler. Bunlara edeb de denir.
İbn-i Abidin (k.s) Hazretleri bu konuyu şöyle açıklamışlar: Resûlullah Efendimizin (sav) elbiseleri, oturması, kalkması, iyi şeyleri yapmağa sağdan başlaması Sünnet-i Zevâid’dendir. 
Sünnet-i Zevâid’i yapmak mecburî değildir. Fakat yapanlara çok sevâb verilir. Zevâid sünnetleri terk etmek mekruh olmaz. Bununla beraber, âdete bağlı şeylerde de Resûlullah Efendimize (sav) tâbi olmak, dünyada ve âhirette insana çok şey kazandırır ve çeşitli seâdetlere (kurtuluşa, huzura) yol açar.  

Sünnet Olmak. Erkek. Çocuğun. Sünnet derisinin. Çepeçevre kesilmesi. Hitan.
Hitan. Erkek çocuğun. Sünnet edilmesi. * Tenasül uzvunun. Sünnet yeri.

Alâüddîn-i Haskefî (k.s) Hazretleri bu konuda şöyle buyurmuşlar: Çocuğu sünnet ettirmek Peygamber Efendimizin (sav) mühim sünnetlerindendir.                                İslâmiyet'in şiarı, alâmeti ve nişanıdır. Çocuğun sünnet olma yaşı kesin bildirilmemiştir. Yedi ile on iki yaş arası en iyisidir. Sünnet ederken, topluca yüksek sesle bayram tekbir’i söylenir. Sünnet olmayanlarda çeşitli hastalıklar olur.
İmam-ı Kastalânî (k.s) Hazretleri bu konuda şöyle buyurmuşlar: Resûlullah Efendimiz (sav) doğduğu zaman, göbeği kesilmiş ve sünnet olmuş görüldü.
Abdülganî Nablüsî (k.s) Hazretleri bu konuda şöyle buyurmuşlar: İmana gelen yaşlı adamın sünnet olması şart değildir. Hiç olmasa da olur.

SÜNNETULLAH: Allah’u Teâlâ’nın koyduğu kânunu, nizamı, âdeti.
Allah’u Teâlâ, âyet-i kerîmelerde meâlen buyuruyor ki:
«Fakat azâbımızı gördükleri zaman îmânları kendilerine bir fayda vermeyecektir. Kullar      hakkındaki cari olagelen sünnetullah budur. İşte kâfirler, burada hüsrana  uğramışlardır.» (Mü'min suresi: 85)

SÜNNÎ: Peygamber Efendimizin (sav) ve Ashabının inandığı gibi inanan ve Ehl-i sünnet âlimlerine tâbi olan Müslüman. Ehl-i Sünnet Vel-Cemaat itikadında olan kimse.
Ahmed Fârûk (k.s) Hazretleri bu konuda şöyle buyurmuşlar: Sünnî olanlar, amelde dört mezhebe ayrılmışlardır. Bu dört mezhebde bulunanlar, birbirlerinin Ehl-i sünnet olduklarını bilirler ve sevişirler. Dört mezhebden birinde bulunmayan kimse, Ehl-i sünnet olmaz.

Kemahlı Feyzullah (k.s) Hazretleri bu konuda şöyle buyurmuşlar: Müslümanlar hep Sünnî’dir; Cümlenin reisi Numan (İmam-ı azam) Cennet ile müjdelendi; İmanda bunlara uyan
EHL-İ SÜNNET: İtikâdda (inanılacak şeylerde) ve yapılacak işlerde.                                           Peygamber Efendimizin (sav) ve O'nun Ashabının (arkadaşlarının) ve sonra gelen müctehid İslâm âlimlerinin yolunda bulunan Müslümanlar, Sünnîler.
Abdülhak-ı Dehlevî, İmam-ı Rabbanî (k.s) Hazretleri bu konuyu şöyle açıklamışlar: Ehl-i sünnete uymadan kurtuluş imkânsızdır. Resûlullah Efendimiz (sav), ümmetinin başına gelecekleri bildirirken; "Beni İsrail yetmiş iki kısma ayrıldı. Ümmetim de yetmiş üç fırkaya ayrılacaktır. Bunlardan yalnız biri kurtulacak, diğerlerinin hepsi Cehennem'e gidecektir." Ashab-ı kiram bunu işitince, "O hangisidir ya Resûlullah!" dediler. "Benim ve Ashabımın yolunda olanlardır" buyurdu. İslâm âlimleri, bu hâdis-i şerifte bildirilen tek kurtuluş fırkasının Ehl-i sünnet olduğunu bildirdiler.

Tahtâvî (k.s) Hazretleri bu konuda şöyle buyurmuşlar: Ehl-i sünnet olanlar bugün dört mezhebde toplanmış olup, bunlar: Hanefî, Mâlikî, Şâfiî ve Hanbelî mezhepleridir.
Seyyid Abdülhakîm Arvâsî (k.s) Hazretleri bu konuda şöyle buyurmuşlar: Ehl-i beyti (Peygamber Efendimizin (sav) soyundan gelenleri) sevmek. Ehl-i sünnetin sermayesidir.

Ehl-i Sünnet Âlimleri: İnanılması lâzım olan din bilgilerini Ashab-ı kiramdan. (Peygamber Efendimizin (sav) arkadaşlarından) doğru olarak öğrenip, kitablara yazan ve Ehl-i sünnet îtikâdında olan İslâm âlimleri.
İmam-ı Rabbanî (k.s) Hazretleri bu konuyu şöyle açıklamışlar: Ehl-i sünnet âlimlerinin yolunda gitmedikçe, kurtuluş olamaz, Seâdete kavuşulamaz.

Akıllı ve ergenlik çağına ulaşan her erkek ve kadının birinci vazifesi, Ehl-i sünnet âlimlerinin yazdıkları akâid bilgilerini (İman bilgilerini) öğrenmek ve bunlara uygun olarak inanmaktır.  
Seyyid Abdülhakîm bin Mustafa (k.s) Hazretleri bu konuyu şöyle açıklamışlar: Cüneyd-i Bağdâdî, Sırrî-yi Sekatî, Fudayl bin Iyâd, İbrâhim bin Edhem, Şâh-ı Nakşibend, Ubeydullah-ı Ahrâr, Abdülkâdir-i Geylânî, Ahmed Rufâî, Ahmed-i Bedevî, İmâm-ı Rabbânî gibi tasavvuf büyükleri aynı zamanda Ehl-i sünnet âlimidirler.

Ehl-i Sünnet İtikadı: Peygamber Efendimizin (sav) ve Ashab-ı kiramın (arkadaşlarının) ve onların yolunda bulunan İslâm âlimlerinin bildirdikleri doğru itikad, inanış.
Süleyman bin Ceza (k.s) Hazretleri bu konuda şöyle buyurmuşlar: Ehl-i sünnet itikadında olmayan din adamlarının yazılarını okuyanın kalbi kararır.

Ubeydullah-ı Ahrâr (k.s) Hazretleri bu konuyu şöyle açıklamışlar: Kalbe gelen bütün keşifleri, hâlleri bize verseler, fakat kalbimizi Ehl-i sünnet itikadı ile süslemeseler, kendimi mahvolmuş ve hâlimi harap bilirim. Bütün haraplıkları, felâketleri üzerime yığsalar, lâkin kalbimi Ehl-i sünnet itikadı ile şereflendirseler, hiç üzülmem.
İmam-ı Rabbanî (k.s) Hazretleri bu konuyu şöyle açıklamışlar: Ehl-i sünnet itikadından hardal tanesi kadar ayrılanla sohbet, arkadaşlık, öldürücü zehirdir.

Ehl-i sünnet itikadında olmayan hiç kimse Evliya olamamıştır. Ehl-i sünnet itikadı sana önce lâzım olan, Yetmiş üç fırka var amma, Cehennemlik geri kalan, Müslümanlar hep Sünnî’dir, cümlenin reisi Numan, Cennet ile müjdelendi, imanda bunlara uyan.
Resul-i Ekrem Aleyhissalâtu vesselâm Efendimizin. Sünnetleri:

Her işe besmele ile başlamak.

Selâm vermek (Almak farz'dır.)

Çok gülmemek ve asık suratlı olmamak, tebessüm etmek,

Yemekten önce. Ve sonra. Elleri yıkamak.

Orucu ateş değmemiş bir yiyecekle açmak (Hurma, tuz, su vb...)

Evden çıkarken sol ayakla çıkmak, ayakkabıyı ters çevirerek (içini silkmek) giymek ve eve girerken sağ ayakla girmek.

Perdeleri. Kapattıktan sonra. Işığı yakmak.

Abdest aldıktan sonra kıbleye yönelip üç yudum su içmek ve kelime-i şehadet getirmek ve Kadir suresini okumak.

Yatma adabı (Abdestli olmak Tebareke suresini okumak, saçları tahta tarakla taramak, çarşafın üstünü silkelemek düzeltmek, üç Felâk ve Nas surelerini okuyup üç kere sürmek, tesbih çekmek, sağ tarafa yatmak, sağ el yanağın altında, sol el vücudun üstünde dizler hafif karna çekik yatmak,)

Su içme adabı (Oturarak içmek, içi görünen kaptan içmek, içmeden önce başkasına teklif etmek, kıbleye yönelmek, üç yudumda içmek, Besmeleyle başlamak, içerken nimet olduğunu düşünmek, içince Elhamdülillah demek.)

Cuma adabı (Gusül Abdesti almak, güzel ve temiz kıyafetler giymek, beyaz giymek, tırnak kesmek, yeni alınan bir elbiseyi ilk bu gün giymek )

Evvabin Namazı kılmak.

Her şeye sağ ile başlayıp sağı tercih etmek.

Tuvalet ve banyoya sol ayakla girmek ve sağ ayakla çıkmak,

İsraf yapmamak.

Misvak kullanmak (Abdestten önce, namazdan önce, gusül abdestinden önce, yatmadan önce ve uyanınca)

Evden. Çıkmadan önce. Aynaya bakmak.

Uykudan uyanınca elleri yıkamadan hiçbir şey yapmamak.

Banyodan sonra. Havluyla kurulanmak. Banyodan çıkanı. Alnından öpmek.

Gusül abdestinden önce Namaz abdesti almak, önce başa sonra sağ omuza, sonradan sol omuza üç kere su dökmek.

Yumurtayı. Ve soğanı. Kullanmadan. Önce yıkamak.

Kuran okumak, okurken ağlamak, ağlanmıyorsa bile ağlıyormuş gibi yapmak.

Konuşurken tane, tane anlaşılır bir şekilde konuşmak.

Midenin üçte birini yemek, üçte birini su, üçte birini hava için ayırmak.

Cemaatle. Namaz kılmak.

Farz. Oruçları dışında. Pazartesi. Ve Perşembe. Günleri. Oruç tutmak.

Farz Namazları. Dışında nafile. Ve sünnet. Namazları kılmak.

Sürme çekmek (Harama göstermemek şartıyla)

Beyaz ve yeşil kıyafet giymek,

Yanında iğne, iplik, makas, ayna, tarak, sürme, çakı ve kibrit taşımak.

Yemeğin ortasında dua etmek,

Tabağındaki. Yemekleri bitirmek. Tabağını sünnetlemek.

Namazlardan sonra. Tesbih çekip dua etmek.

Banyoda çıplak bulunmamak,

Bıçak gibi kesici aletleri verirken kesici taraflarını tutarak vermek

Sıla-i Rahim yapmak (Akraba ziyaretlerinde bulunmak onlarla ilgilenmek.)

Sofrada. Yeşillik bulundurmak.

Yemekten önce. Meyve yemek.

Meyveyi enine kesip yemek,

Meyveyi. Kabuğuyla aynı. Kaba koymamak.

<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<

Salât-ü selâm getirmek; Hazret-i Peygamber'in (sav) rûhâniyetiyle irtibat kurmayı ve O'nun nûrundan istifâde etmeyi temin eder. Bu salavâtların mükâfâtı ise, kulun. Hazret-i Peygamber'e (sav) olan muhabbeti ve ihlâsı mukâbilindedir.
Ey Resûl, ey Nebî, sonsuz Salât ve Selâm sana olsun!..
Dahîlek ya Rasûlullah!..
Dahîlek ya Rasûlullah: Yâ Rasûlullah! Sen'in Şefaat ve merhametine muhtacız.

(Dahîlek: Yalvarırım, sana sığınırım, sana güvenirim (mealinde.)

<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<

Kaynaklar:

1-  Hakk dini Kur-an dili tefsiri  ==  Elmalılı Hamdi Yazır meali

2- İhya-ı Ulûmiddîn                   ==  İmamı GAZALİ

3- Kütüb-i sitte                           ==

4-  Tenbîhu’l Gafilin                   ==  Ebu’l-Leys Semerkandî

5- Müzekkin – Nüfus                  ==  Eşref- Oğlu Rumi (k.s)

6-   Ehl-i sünnet âlimlerinin       ==  İlmihal Kitapları

7- Dini sözlük ==