Hızırbey

Hızırbey Haber Portalı

06:14, 24 Nisan 2014 Perşembe
ABDÜL KADİR GEYLANİ’NİN (KS) SOHBETİ VE ÖĞÜTLERİ

ABDÜL KADİR GEYLANİ’NİN (KS) SOHBETİ VE ÖĞÜTLERİ

"Ey evlad! Önce nefsine öğüt ver, onu yola getir, sonra da başkalarını...


01- ABDÜL KADİR GEYLANİ’NİN (KS) SOHBETİ VE ÖĞÜTLERİ

  • Sen Aziz ve Celil olan Allah’a(c.c) yaklaş, o zaman insanlarda sana yaklaşır.
  • Allah’ı(c.c) tazim nispetinde insanlarda sana tazim eder.
  • Allah’a(c.c) sevgin nispetinde insanlarda seni sever.
  • Allah’tan(c.c) korkun nispetinde insanlarda senden korkar.
  • Allah’ın(c.c) emirleri ile nehiylerine gösterdiğin hürmet nispetinde insanlarda sana hürmet eder.
  • Allah’ın(c.c) dinine ettiğin hizmet nispetinde Allah’ın(c.c) mahlukatı da sana hizmet eder.
  • Allah’a(c.c) yaklaşman nispetinde Allah’ın(cc) yarattıkları da sana yaklaşır.
  • Ölümü anman nefsin hastalıklarının devası, nefsin başının sopasıdır.
  • Bütün haramları terk etmek için gayret göster, helal olan şeyleri mümkün mertebe azaltmaya çalış.

Abdülkâdir-i Geylani Hz.lerinden (ks) Öğütler:

"Ey evlad! Önce nefsine öğüt ver, onu yola getir, sonra da başkalarını... Senin henüz ıslaha muhtaç hallerin var, bunu sen de biliyorsun. Bunu bildiğin halde başkalarının ıslahı ile uğraşma yolunda nasıl başarılı olabilirsin? Gözlerin bir adım öteyi görmüvorken körleri neyle yola getirme sevdasındasın?"

Sakın yaptığın işlerde ve bulduğun manevi halde kendi gücünü görmeyesin.

Bu hal kişiyi azdırır ve YARATAN'ın (C.C) rahmet nazarından uzak kılar. Sakın sözünü dinletme ve kabul ettirme hevesine de kapılmavasın. Önce temeli at sonra üzerine binayı çık. Kalbini derin kaz ki oradan hikmet pınarları fışkırsın, sonra ihlâs ve iyi işlerle o binayı yükselt. Bu işlerden sonra halkı o köşke davet et.

Başkasında bulunan bir hatayı defetmek istersen nefsinle yapma, imanınla yap. Kötülükleri ancak İMAN yıkar. Bu durumda RABBİN (C.C) sana işlerinde yardımcı olur. Allah'u Teâlâ (C.C) kötülüğü yok etmek için arkadaş olur, Allah'u Teâlâ (C.C) kötülüğü ezer ortadan kaldırır. Eğer bir kötülüğü nefsin için, halkın seni tanıması için ortadan kaldırmaya niyet edersen rezil olursun. Her işte HAKK'IN (C.C) rızası aranmalıdır.

İSLÂM gömleğin yırtık, İMAN elbisen pis, Kalbin cahil, için kederle dolu. Gönlün İSLAMİYET'E açık

değil. İç âlemin harap, dışın mamur, bütün sayfaların günah karası. Sevdjğin arzuladığın. Yalnızca

dünya. Kabir kapısı açık ve ahiret sana doğru gelmekte. En kısa zamanda aklını başına topla,

yalnız dünya azığı toplamaktan vazgeç de ahiret azığını toplamakta acele et...

Sabırlı kulların bu dünyada çektiği cefa, Yüce Allah'ın (C.C) gözünden kaçmaz. Siz bir an olsun

Allah'u Teâlâ'nın (C.C) uğruna sabır yolunu tutun, yıllarca ecrini alırsınız.

Ömrü boyunca "Kahraman" lakâbıyla gezen, onu bir anlık cesareti sonunda kazanmıştır.

Ey evlad! Önce nefsine öğüt ver, onu yola getir, sonra da başkalarını... Senin henüz ıslaha muhtaç hallerin var, bunu sen de biliyorsun. Bunu bildiğin halde başkalarının ıslahı ile uğraşma yolunda nasıl başarılı olabilirsin? Gözlerin bir adım öteyi görmüvorken körleri neyle yola getirme sevdasındasın?

Size gereken, Yüce Yaratanı (C.C) sevmek ve O'ndan (C.C) başka kimseden korkmamaktır.

Ve bütün isleri onun rızasını gözeterek yapmak... Bunlar "Kalp"le olur, dil gürültüsüne getirip söze boğmakla olmaz. Sonra mihenk taşına vurulunca utanırsın. Kuru davaya kimse inanmaz. Halk arasında söylediğin sözleri yalnız kaldığında söylüyor musun? Aynı duyguları tek başına kaldığın zaman da duyman mümkün oluyor mu? İşte bunları yapabiliyorsan mesele yok. Kapı önünde "TEVHİD", içeriye.girince "ŞİRK", yakışır mı? Bu, nifak, ikiyüzlülük alâmetidir, içi bozuk olmanın ta kendisidir. Acırım sana, sözün kötülükten sakınma hakkında, Kalbin ise fitne çıkarmaya istekli. Şükrü dilinden bırakmıyorsun, ama Kalbin daima itiraz halinde.

Geliniz aşırı, uygun olmayan arzularımızı bir yana atıp YARATANIMIZA (C.C) koşalım. Bu yolda biraz perişanlık çekelim. Ne olur sanki biraz zahmet çeksek? O'na (C.C) vardıktan sonra bütün çekilen sıkıntılar unutulur. İçimize ve dışımıza hükmeden nefsimizi HAK yoluna çevirelim, Rabbimizin (C.C) Elçisine, Sevgilisine (S.A.V) başvuralım, O'nun (S.A.V) eteğini bırakmayalım.

Bütün amacın yemek, içmek ve arzularının tatmini olmasın. Bunların hepsi amaç değil, Yüce ALLAH'a (C.C.) ulaşmak için birer araçtır. Bütün hedefin sana en çok gerekli olana ulaşmak olmalı. Sana en gerekli olan ise YARATAN'ındır (C.C). O'nu (C.C) ara. Her şeyin bir bedeli olur. Dünyaya AHİRET, yaratılmışlara ise bedel YARATAN'dır. Dünyayı Kalbinden atarsan verini HAK (C.C) alır. Yaşadığın günü ömrünün son günü bil, islerini ona göre ayarla. Bu duygu sana yeter.

 

 

"ALLAH'tan (CC) başka ilah yoktur," dediğinde bir "DAVA" peşine düştün demektir. Her davada şahit isterler, şahidi olmayan davasını kaybeder. Ayrıca bu uğurda gelecek her türlü sıkıntıya göğüs gerip, sabır göstermek de birer şahit sayılır. Bunları yaparken İHLAS'lı olmak gerekir.

Hiçbir söz amelsiz ve ihlâssız kabul edilmez. Kâinatın Efendisinin (S.A.V) yolu İHLÂS'TAN ibarettir.

Dünyalık toplarken dikkatli ol. Gece odun toplayan gibi olma. Elini uzattığında nevi alacağını önceden kestirmelisin. Gece odun toplayan eline geçeceğini bilemez, seni de ona benzetiyorum. Ayık ol. sonra felaket büyük olur.

HAK' la (C.C) çekişme, nefsin için O'nu (C.C) kötüleme, malın azaldı diye O'nu (C.C) itham etme, insanlar sana yüz vermiyor diye O'nu (C.C) suçlama. Suçu kendinde ara. Her isin kendi keyfine uygun olmasını istiyorsun, en büyük hüküm senin mi yoksa O'nun (C.C) mu? Sen mi fazla biliyorsun yoksa O' mu? (C.C) Merhametin O'nunkinden (C.C) fazla mı? Sen ve bütün yaratıklar O'nun (C.C) kuludur. Her şevde yalnız O'nun (C.C) hükmü geçer bunu sakın unutma.

YARATAN'ın (C.C) rızasına erme yolunda yapmacık hareketler fayda getirmez, bu yolda yersiz arzu ve bos temenni ile yürünmez. Hele içi başka dışı başka birinin eline hiçbir şey geçmez. Bir de yalancılık ortaya çıkarsa felaket o zaman başlar. Eğer bu hallerin azı sende varsa hemen Tövbe et ve Tövbeni bozma. Tövbe etmekten ziyade. Tövbeyi bozmamak esas hünerdir.

Böbürlenmeyi bırakın, Yüce ALLAH'a (C.C) karşı büyüklük satmak da neymiş? Kullara da kibirli davranmayın, haddinizi bilin. Varlığınıza tevazuyu yerleştirin. Önceden ne olduğunuzu düşünün; bir damla su.Sonrası ne olacak malum. Bir hendeğe yuvarlanacak bir ağırlık. Hali böyle olana büyüklük taslamak yaraşır mı? Hırsa kapılmayın, kötü arzular sizi esir etmesin. Dünyalık adamların kapısını aşındırmayın. Ezilip büzülerek onlardan dünyalık dilenmek size yakışmaz, sabırla doğru yoldan nasibini araşan daha iyi olmaz mı? Ya bir de yaptığın dilenciliğin sonu boşa çıkarsa. Sevgili Peygamberimizin (S.A.V): "En büyük belâ, nasipte olmayanı aramaktır," buyruğunu hiç duymadın mı? Nasipte olmayanı kullar hiçbir zaman veremez. Dünya oğullarının buna hiçbir zaman gücü yetmez.

Ey ilim iddiasında bulunan, hani ağlaman? Yüce ALLAH'ın (C.C) korkusundan gözlerin yaşarıyor mu? O'ndan (C.C) korkman ve günahları itirafın nerede? Nefsinle cenk etmek ve onu terbiye etmek yok mu? O'nu HAK (C.C) tarafına çağırman nerede?

Bunların hiçbiri sende yok. Bütün derdin kasa, masa, yemek ve eğlenmek. Aklını başına al. Dünyadaki nimetlerden sana gelecek bir kısmetin varsa gelir, üzülme içini ferah tut. Bekleme yükünden kurtulursun, hırsın ağırlığı seni yormaz. Eğer bu şekilde davranmazsan, bütün bu uğraşmalarından sana ne kalacak dersin? Sadece bir yorgunluk ve ağır bir hesap...

Doğruluk olmadan bilginin sana ne yararı dokunur? Doğruluğun olmadığı için bilgi sana bela olur. Öğrendin, namaz kıldın, oruç tuttun sebebi sana mal versinler, iyiliğini görsünler, seni öğsünler oldu. Sana yakışır mı bu düşünceler? Farz et ki halkın sana ilgisi arttı, bunun ölüm anındaki sıkıntıya faydası olur mu acaba? Seni sevenlerle aranda uçurumlar olacak o anda. Topladığın malları başkaları paylaşacak, hesabı ve cezası da sana kalacak.

Yazık sana! Cehennemlik isleri yaparken cenneti umuyorsun. Geçici şeylerle avunuyor onları seviyor ve senin sanıyorsun. Ama yakında elinden alacaklar.

Yaratan (C.C) hayatı sana emanet olarak verdi. O'nun (C.C) rızası yolunda yaşamanı emretti. Sen ise kendi isteğin, heveslerinin peşinde hayatını tükettin. Sana verilen zenginlik, makam, sıhhat birer emanettir. Bütün bunları YARATICININ (C.C) rızasına uygun yolda kullan.

Ey evlad! Ana rahminde seni kim besledi? O halde iken ne kadar acizdin, bu hale seni getiren kim? Sen ise kendi varlığına ve halka dayanmaktasın, parana, mevkine, bilgine güveniyorsun. Güvendiklerin bugün var yarın yok olabilirler. Yüce ALLAH'tan (C.C) başka her kime güveniyor veya kimden korkuyorsan o senin ilahındır. Yakında bütün güvendiklerin yok olur kullarla aran açılır, sana karşı kalpleri katılaşır, kapıları yüzüne vururlar seni kapı, kapı dolaştırırlar. Çağırsan yardımına koşan olmaz.

Bütün bunlara sebep Hak'tan (C.C) başkasına güvenmiş olman, O'nun (C.C) nimetlerini başkalarından bilmiş olmandır.

Yüce ALLAH'ın (C.C) dininde olmayan şeyleri yapmaya çalışma. Elinde iki şahit olsun; biri KUTSAL KİTABIMIZ, diğeri SÜNNET-İ RESULALLAH (S.A.V). Bunlar seni RABBİNE (C.C) ulaştırır. Ama sen bu şahitleri bırakıp nefsinin peşinden gitmeye devam ediyorsun. Elinde iki şahidin var; biri zayıf aklın, diğeri de şahsi arzun. Şüphesiz bunlar seni ateşe iter. Firavun gibilerin arasına katar.      „

Ey içi bozuk, yakında öleceksin, öldükten sonra yaptıklarına çok pişman olacaksın ama çok geç... Dilin güzel söze alıştığı için konuştu ve aldandı, ama Kalbin hiçbir şeyden anlamaz bir halde. Bu durum seni kurtarmaz. Güzel konuşmayı Kalb yapmalı, yalnızca dilin iyi söz söylemesi faydasızdır. Ey ALLAH (C.C) yolcularını bulamayan! Varlığını ve yaratılmışları HAK (C.C)varlığına perde eden kişi; ağla, başkasına bir ağlarsan kendine bin defa ağla.

Rabbimiz (C.C)! Alan değil, veren ellerin Affedici olduğu için affedilenlerin, Hak (C.C) ile doğan, Hak (C.C) ile yaşayan, Hak <(C.C) ile ölenlerin ve sonsuz hayatta yeniden doğanların safına katılmayı bizlere nasip et... Âmin...